Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2017 Perşembe

Kısa Bilgi - Birleşik Krallık'ta Genel Seçimler





     "Modern demokrasinin doğduğu yer" olarak bilinen Birleşik Krallık'ta, parlamentonun alt kanadı olan Avam Kamarası için 1802'den beri seçimler yapılıyor. Birleşik Krallık'ın yazılı bir anayasası olmadığı gibi seçim sistemi de biraz karmaşık.







    


    Birleşik Krallık'ta parlamento, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası'ndan oluşuyor. Avam Kamarası üyeleri normalde 5 yılda bir yapılan seçimlerle belirleniyor. Seçim sistemi, dar bölge ve çoğunluk esasına dayanıyor. 650 seçim bölgesinde en fazla oy alan aday, bölgesinin milletvekili olarak parlamentoya giriyor.

28 Şubat 2017 Salı

Makale - İngilizce Öğrenmenin 5 Noktası





    İngilizce, dünyada ki en yaygın dil konumunda ve her geçen yıl, 'bilinmesi gereken dil' statüsünü yükseltmeye devam ediyor. Eğitimde, iş hayatında, internette ve hayatın içinde İngilizce bilmek büyük bir 'ihtiyaç' durumuna geldi. 

    İngilizce lisanı, üniversite, lise, ilk ve orta öğrenim ve hatta okul öncesi eğitimde bile yer alıyor. Ayrıca, İngilizce öğrenimi hususunda yüzlerce kurs ve sayısız eğitmen mevcut.





    

    Peki, İngilizceyi öğrenmenin en pratik ve temel noktaları nelerdir, bunu 5 madde halinde toplamak mümkün.

17 Şubat 2017 Cuma

Kısa Bilgi - Britanyalılar ve Hava Durumu





    Birleşik Krallık'ta her 10 kişiden 9’u son altı saat içinde kesin hava durumundan söz etmiştir. Peki bu kültürel bir durum mu, yoksa hava mı buna neden oluyor?








    Britanyalılar hava konusundaki takıntısı dışarıdan bakan bir insan için yıllardır dikkat çekici bir özellik olarak biliniyor. Yapılan bir araştırmaya göre, Britanyalıların %94 kadarı son altı saat içinde, %38 kadarı ise son bir saat içinde konuşmalarında hava durumundan söz etmiştir. Bu da demektir ki belli bir anda nüfusun en az üçte biri hava durumundan söz etmiş, etmekte ya da etmek üzeredir.

    Birleşik Krallık ve İrlanda'nın coğrafi konumu hava durumunu şekillendirir; hava ılıman, değişken ve tahmin etmesi zordur. Atlantik Okyanusu’nun kıyısında olması nedeniyle fırtına güzergahının bitimindedir. Okyanuslarda fırtınaların yol aldığı belli dar alanlar vardır. Bu fırtınaları besleyen ise ekvatordan kutuplara kadar gözlenen ısı farkıdır.

2 Ocak 2017 Pazartesi

Kısa Bilgi - İngilizler ve Çay





    Britanyalılar yılda 60 milyar fincan çay içiyor. Peki Birleşik Krallık'ta çayın bu kadar sevilmesi neye dayanıyor?

    

    

    İster sade ister şekerli, sütlü ya da limonlu olsun Birleşik Krallık insanları -özellikle İngilizlerin ve İskoçların- çayı çok sevdiği açık. Yılda 60 milyar fincan çay içiyorlar. Bu, kişi başına 900 fincan demek. Bazılarının bundan çok daha fazla çay tükettiği de biliniyor.

27 Kasım 2016 Pazar

Kısa Bilgi - BBC Kültür Anketi: 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi





    BBC Kültür Anketi, dünyanın farklı yerlerinden bir araya gelen 177 film eleştirmeni ile “21. Yüzyılın En İyi Filmleri”ni seçti. 

   Eleştirmenlerin her biri en çok beğendikleri filmler listesine en fazla 100 filmi sıraladı. Toplam 599 film arasından en çok listeye alınan ilk 100 film belirlendi. David Lynch'in yönettiği 2001 yapımı 'Mulholland Çıkmazı' en fazla eleştirmen tarafından listeye girerek birinci sırada yer aldı.


  100. Toni Erdmann (Maren Ade, 2016)
  100. Requiem for a Dream (Darren Aronofsky, 2000)
  100. Carlos (Olivier Assayas, 2010)
  99. The Gleaners and I (Agnès Varda, 2000)
  98. Ten (Abbas Kiarostami, 2002)
  97. White Material (Claire Denis, 2009)
  96. Finding Nemo (Andrew Stanton, 2003)
  95. Moonrise Kingdom (Wes Anderson, 2012)
  94. Let the Right One In (Tomas Alfredson, 2008)
  93. Ratatouille (Brad Bird, 2007)
  92. The Assassination of Jesse James (Andrew Dominik, 2007)
  91. The Secret in Their Eyes (Juan José Campanella, 2009)




90. The Pianist (Roman Polanski, 2002)


  

31 Ekim 2016 Pazartesi

Kısa Bilgi - Fish and Chips / Balık ve Patates Kızartması Kültürü





    Birleşik Krallık'ın eski başbakanlarından Sir Winston Churchill’in ‘fish and chips’i (balık ve patates kızartması) “iyi arkadaşlar” olarak tanımlaması ünlüdür. 





    


    2010’da Independent gazetesinin yaptığı bir ankette, ‘fish and chips’ Birleşik Krallık'ın sembolü olarak değerlendirilme bakımından Kraliçe’yi ve Beatles’ı geride bırakmıştı. Hatta bu yemeğin sanayileşmeyi güçlendirdiği ve devrimi önlediği bile söylenir.

    Birleşik Krallık'ta her yıl 229 milyon adet balık filetosu satılıyor. Bunlar unlu bir bulamaca batırılarak yağda kızartılır ve patates kızartmasıyla birlikte yenir. Britanyalılar bu yemeği en çok gazete kâğıdına sarılı olarak almayı sever.

    Tarihçiler ilk ‘fish and chips’ dükkanının Londra’da açıldığını söylüyor. Bu yemeğin tüm halkın yemek kültürüne girmesini sağlayan ise kentin işçi sınıfı olmuştur. Bugün hala ayakta olan en eski ‘fish and chips’ dükkânı da Londra’dadır: Kentin en ünlü turistik merkezlerinden biri olan Covent Garden’daki Rock and Sole Plaice 1871’den beri çalışıyor.






   

     İlk ‘fish and chips’ dükkânı ise Londra’nın doğusunda East End olarak bilinen ve Bethnal Green ile Bow arasındaki bölgede açılmış. Joseph Malin adlı genç, ailesindeki halı dokuyuculuğu mesleğinden saparak patates kızartmasıyla aile bütçesine katkıda bulunmak istemiş. 13 yaşındaki Malin, yakındaki bir dükkandan aldığı kızarmış balıkları kendi yaptığı patates kızartmasıyla birlikte boynuna asılı bir tablada satmaya başlamış. Ta ki 1860’da kendi dükkanını açıncaya kadar. Bu ilk ‘fish and chips’ dükkanı 1970’lere kadar açık kalmış.

    Fakat Malin’in hikâyesine karşı çıkanlar da var. Londra’nın 500 km kuzeyindeki Lancashire halkı ise ilk dükkânı kendi kentlerinden John Lees adlı kişinin 1863’te Manchester’da bir semt pazarında ahşap kulübe şeklinde açtığını iddia ediyor.

    ‘Fish and Chips ve Britanya İşçi Sınıfı’ adlı kitabın yazarı Profesör John K Walton, 1860’larda birçok yerde ‘fish and chips’ dükkânının art arda açıldığını, hangisinin ilk olduğunun bilinmediğini belirtiyor.

    Balık ve patates kızartmasının ayrı ayrı geçmişleri ise çok daha eskilere dayanıyor. 16. yüzyılda Portekiz ve İspanya’dan kaçan Yahudi mülteciler Londra’ya kendileriyle birlikte balık kızartmasını da getirdiler. O dönemde ve sonrasında balık kızartmasına daha çok ekmek ve fırında patates eşlik ediyordu.

    Tarihçiler patates kızartmasının kökenini ise 1680’lerin Belçika’sına kadar götürüyor. Meuse Nehri donup da balık kıt hale gelince, ev kadınları balık yerine patates kızartması koyuyordu aile sofrasına. 1830’larda patates kızartması artık Londralı yoksulların yemek listesine yerleşmiş durumdaydı. Britanya'da ki ilk patates kızartması dükkânı 1860’ta Oldham’da açılmıştı.

    1870’lerde Sanayi Devrimi’nin icatları günlük hayata daha fazla girmeye, buharla çalışan tekneler sayesinde Kuzey Denizi’nin balıkları bol miktarda Londra’ya akmaya başlayınca ‘fish and chips’ dükkânları da çoğaldı. Fabrika ve dokuma işçilerinin ucuz ve besleyici yemek kaynağı haline geldi. 1910’da İngiltere çapında 25 bin olan ‘fish and chips’ dükkânının sayısı 1927’de 35 bine tırmanmıştı. Bugün ise bu sayı 10 bin civarında seyrediyor.

    Bu yemek Britanya mutfağında öyle köklü bir yer edinmişti ki İkinci Dünya Savaşı sırasında karneye bağlanmayan ender yiyeceklerden biri olmuştu. Hükümet, savaş gibi zor bir dönemde halkı sevdiği bir yemekten mahrum bırakmamanın morali yüksek tutmaya yararı olacağına inanıyordu.

    ‘Fish and chips’ bugün de Britanya mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olmaya devam ediyor.


 Kaynakça:
 http://www.bbc.com/travel/story/20130409-chipping-away-at-the-history-of-fish-and-chips/

20 Eylül 2016 Salı

Kısa Bilgi - Britanyalılar ve İrlandalılar Neden 'Sorry' Kelimesini Sıklıkla Kullanır?






    Britanyalılar ve İrlandalılar hata kendilerinde olsa bile hemen her şey için özür dilemeleriyle ünlüdür.


    

    

    Britanya'da en çok kullanılan kelime büyük ihtimalle ‘sorry’dir. 1000 kişi ile yapılan bir ankette, bir insanın günde ortalama sekiz kere bu kelimeyi kullandığı, katılanların sekizde birinin ise günde 20'den fazla bu kelimeyi kullandığı anlaşıldı.
    Britanyalılar gerçekten de diğer kültürlerden daha mı fazla özür diliyor? Bu ağız alışkanlığının nedeni nedir?
    Diğer ülkelerde ne sıklıkta özür dilendiğine dair verileri elde etmek çok da kolay değil. Kanadalıların ve İngilizlerin Amerikalılardan daha fazla özür dilediğine dair bir inanç var; ancak bunu verilerle doğrulayacak bir araştırma yapmak zor.
    Bunun yöntemlerinden biri, belli bir senaryoda insanlara nasıl davranacakları sorusunu yöneltmek olabilir. Örneğin yakın zamanlarda İngiltere’de 1600 İngiliz ve 1000 Amerikalı ile yapılan resmi bir araştırmada, hapşırma, başkasının yanlışını düzeltme ve başkasının kendilerine çarpması durumlarında 15 İngiliz ‘özrüne’ karşılık 10 Amerikan özrü duyuluyordu.
    Fakat araştırmada birinin sözünü kesme durumunda her iki halkın yüzde 75’inin, bir toplantıya geç kalma halinde İngilizlerin yüzde 84’ü, Amerikalıların ise yüzde 74’ünün özür dilediği görüldü.
    Fakat insanlara gerçek yaşamda yaptıkları ile teorik bir durumda ne yapacaklarını sormak aynı sonucu vermeyebilir. Örneğin resmi ankette İngilizlerin yüzde 36’sı, Amerikalıların ise yüzde 24’ü başkasının sakarlığından ötürü özür dileyeceklerini ifade ediyordu.
    Fakat sosyal antropolog Kate Fox, Watching the English (İngilizleri Gözlemek) adlı kitabında bu konuda yaptığı deneyi anlatıyor. Fox, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde sokakta yürürken kasıtlı olarak insanlara çarpıp tepkilerini anlamaya çalışmış ve kıyaslama amacıyla başka ülkelerdeki arkadaşlarından da aynı şeyi yapmalarını istemiş.
    Fox, çarpan kendileri olmadığı halde İngilizlerin yüzde 80’inin ‘sorry’ dediğini, ama bunun daha çok farkında değilmiş gibi bir ağız alışkanlığıyla söylendiğini, sadece Japonların bu ‘sorry refleksi’nde İngilizlere biraz yaklaştığını belirtiyor.
    Diller arasındaki kültürel farklılıkları inceleyen dil uzmanı Edwin Battistella ise İngiliz ve Kanadalıların ‘sorry’ kelimesini sık kullanmakla birlikte onu her zaman gerçekten özür dilemek amacıyla söylemediklerini, empati amacıyla da kullandıklarını belirtiyor.
    İngiliz toplumunda, başkalarının kişisel alanına girmeden ve dikkatleri üzerine çekmeden saygılı davranma tutumu kabul görür. Dil bilimciler bunu “negatif kibarlık” olarak adlandırır. Amerika ise daha arkadaş canlısı ve bir grubun parçası olma isteği sergileyen pozitif kibarlık toplumudur.
    Bu nedenle İngilizlerin ‘sorry’ kullanımı dışarıdan insanlara uygun gelmeyebilir. İngilizler tanımadıkları birine bir şey sormak ya da yanlarına oturmak için ‘sorry’ ile yaklaşırlar; çünkü farklı davrandıkları zaman onların kişisel alanlarına girmiş olduklarını düşünürler.
    Yersiz kullanılsa bile bu kelimeyle güven verme hali bile söz konusu olabilir. Harvard İşletme Okulu’ndan Alison Wood Brooks’un yaptığı bir deneyde, ABD’de bir aktöre tren istasyonundaki 65 kişiye yaklaşarak telefonlarını ödünç istemesi talimatı verildi.
    Aktör, bunların yarısına “Sorry about the rain” (Yağmur nedeniyle üzgünüm) gibi bir cümleyle yaklaştığında yabancıların yüzde 47’si telefon isteğini geri çevirmezken, doğrudan istediğinde sadece yüzde 9’u telefonunu vermişti.
    Yağmur nedeniyle özür dilemenin, karşıdakinin perspektifinden duruma empatiyle bakma halini gösterdiği için işe yaradığı sonucuna varıldı.
    Sadece İngilizlerin değil, kadınların da sık özür diledikleri belirtiliyor. Ancak yapılan deneylerde bunun, erkeklerin daha az durumda özür dilenmesi gerektiğine inanmalarından kaynaklandığı gösteriyor.
    Peki, kaç kez özür dilemek daha etkili? Uzmanlar, küçük şeyler için bir kez yetse de, daha büyük hatalar için iki kez özür kelimesini tekrarlamanın, pişmanlığı ifade etme ve güveni tesis edip hoşlanma duygusunu artırma bakımından etkili olduğunu belirtiliyor.
    Fox, İngilizler açısından ise bunu iki katına çıkarmak gerektiği kanısında. “Bir tek ‘sorry’ özür sayılmaz; onu tekrar etmek ve birçok başka sıfatla süslemek gerekir.”


 Kaynak: