Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2017 Perşembe

Kısa Bilgi - Birleşik Krallık'ta Genel Seçimler





     "Modern demokrasinin doğduğu yer" olarak bilinen Birleşik Krallık'ta, parlamentonun alt kanadı olan Avam Kamarası için 1802'den beri seçimler yapılıyor. Birleşik Krallık'ın yazılı bir anayasası olmadığı gibi seçim sistemi de biraz karmaşık.







    


    Birleşik Krallık'ta parlamento, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası'ndan oluşuyor. Avam Kamarası üyeleri normalde 5 yılda bir yapılan seçimlerle belirleniyor. Seçim sistemi, dar bölge ve çoğunluk esasına dayanıyor. 650 seçim bölgesinde en fazla oy alan aday, bölgesinin milletvekili olarak parlamentoya giriyor.

17 Şubat 2017 Cuma

Kısa Bilgi - Britanyalılar ve Hava Durumu





    Birleşik Krallık'ta her 10 kişiden 9’u son altı saat içinde kesin hava durumundan söz etmiştir. Peki bu kültürel bir durum mu, yoksa hava mı buna neden oluyor?








    Britanyalılar hava konusundaki takıntısı dışarıdan bakan bir insan için yıllardır dikkat çekici bir özellik olarak biliniyor. Yapılan bir araştırmaya göre, Britanyalıların %94 kadarı son altı saat içinde, %38 kadarı ise son bir saat içinde konuşmalarında hava durumundan söz etmiştir. Bu da demektir ki belli bir anda nüfusun en az üçte biri hava durumundan söz etmiş, etmekte ya da etmek üzeredir.

    Birleşik Krallık ve İrlanda'nın coğrafi konumu hava durumunu şekillendirir; hava ılıman, değişken ve tahmin etmesi zordur. Atlantik Okyanusu’nun kıyısında olması nedeniyle fırtına güzergahının bitimindedir. Okyanuslarda fırtınaların yol aldığı belli dar alanlar vardır. Bu fırtınaları besleyen ise ekvatordan kutuplara kadar gözlenen ısı farkıdır.

26 Ocak 2017 Perşembe

Kısa Bilgi - Britanya'da Taş Çağına Ait Bulgular ve Tespitler





    İskoçya’nın Orkney adalarında bulunan neolitik döneme (cilalı taş devri) ait yapılar Britanya adalarındaki ve çevresinde ki medeniyetin önemli bir kanıtı oldu.




    

    İskoçya’nın kuzeyindeki Orkney takımadalarındaki Brodgar çiftliğinde 2003’te bazı yontulmuş kayalara rastlanmış, bunların çok eski olduğu tespit edilmişti. Britanyalı Arkeolog Nick Card bu bulguların tarih öncesi döneme ait çarpıcı bilgiler içerdiğini belirtti.

2 Ocak 2017 Pazartesi

Kısa Bilgi - İngilizler ve Çay





    Britanyalılar yılda 60 milyar fincan çay içiyor. Peki Birleşik Krallık'ta çayın bu kadar sevilmesi neye dayanıyor?

    

    

    İster sade ister şekerli, sütlü ya da limonlu olsun Birleşik Krallık insanları -özellikle İngilizlerin ve İskoçların- çayı çok sevdiği açık. Yılda 60 milyar fincan çay içiyorlar. Bu, kişi başına 900 fincan demek. Bazılarının bundan çok daha fazla çay tükettiği de biliniyor.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Kısa Bilgi - Anadili İngilizce Olanlar Neden Dil Kursuna Gidiyor?





    Dünyada ana dili İngilizce olanların sayısı İngilizceyi yabancı dil olarak konuşanların gerisinde kaldığı için, daha iyi anlaşılmak amacıyla İngilizceyi yeniden öğrenme eğilimi hız kazanıyor.





    

    Chicagolu Ben Barron yedi yıl öncesine kadar sadece Amerikalılarla çalışıyormuş. Sonra merkezi İsviçre'de olan Zurich Sigorta Şirketi'nde işe başlayınca, aynı şirketin Avrupa'daki diğer şubelerinde çalışan ve İngilizceyi yabancı dil olarak konuşan iş arkadaşlarının kendisini anlamakta zorluk çektiğini görmüş. Bunun üzerine yanlış anlamalara meydan verecek konuşma alışkanlıklarının farkına varmaya başlamış.

    Ana dili İngilizce olanların İngilizceyi yabancı dil olarak konuşanlarla daha iyi iletişim kurması için düzenlenen ve internet üzerinden yapılan bir kursa kaydolmuş. Barron daha yavaş konuşmaya ve her yerde karşılığı olmayabilecek deyim ve jargonlardan kaçınmaya başlamış. Şimdi Illenois'da şirketin uluslararası operasyonlar eğitim ve gelişim danışmanı olarak çalışıyor. "Bu kurs sayesinde deyimleri kullanmamaya özen gösteriyorum. İnsanlar deyimleri anlamıyor" diyor Barron.

4 Kasım 2016 Cuma

Birleşik Krallık Hakkında İlginç Bilgiler ve Gerçekler





    Büyük Britanya ve İrlanda hakkında, Türkçe veya başka dillerde gerek internet gerek yazılı basında 'İlginç Bilgiler' başlığıyla birçok kısa bilgi paylaşılmakta. 

    Bunlar İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda tarihi, kültürü, siyaseti hakkında olduğu iddia edilen çoğu kaynaksız ve asılsız şehir efsaneleri yumağı denilebilir. Bu şehir efsanelerini ve gerçek bilgileri kaynaklı olarak koymak gerekirse, ortaya daha ilginç ve gerçek bilgiler ortaya çıkacaktır. 



    Birleşik Krallık Hakkında Bilinmeyen Kısa Bilgiler

    
    Bilgi: İngiltere Kraliçesi dünya üzerindeki toprakların 6’da 1’inin yasal sahibidir.

    Gerçek: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Kraliçesi Elizabeth-II, bu makamından ayrı olarak 15 bağımsız ülkenin devlet başkanıdır. Bu birlik ülkeleri birbirine bağlamaz. Kraliçe, Birleşik Krallık ülkesinden başka 15 ülkenin daha devlet başkanıdır ki buna Personal Union / Kişisel-Şahsi Birlik adı verilir. Ayrıca Kraliçe Elizabeth, bu toprakların yasal sahibi değildir. Lideri olduğu tüm ülkelerin toprakları, yasalarla belirlenmiş bir şekilde o ülkenin halklarına aittir. Kraliçe Elizabeth ve Kraliyet ailesinin özel mülkleri ise dünya topraklarının 6'ta 1'ini oluşturmaz.



Kırmızı Alanlar: Kraliçe Elizabeth'in halen lideri olduğu ülkeler.
Mavi Alanlar: Kraliçe Elizabeth'in, geçmişte liderliğini yapmış olduğu ülkeler.






    
*****

    BilgiBirleşik Krallık'ta, 5 yaş üstü bir çocuğun ailesi gözetiminde evde yada özel bir yerde içki içmesi yasaldır.

    Gerçek: Bu 'bilgi', 2000'li yılların başında ortaya çıkmış olup, bir süre Birleşik Krallık gündemini de meşgul etti. Öyle ki, 2005 yılında Tony Blair hükümeti, 5 yaşında ki çocuklara içki verilmesini suç sayan yasayı parlamentodan geçirdi.



    BilgiBirleşik Krallık'ta 100 yaşına gelen herkese Kraliçe tarafından özel tebrik kartı gönderilmektedir.

    Gerçek: Birleşik Krallık monarklarının tarih boyunca çeşitli sebeplerden tebrik kartı göndermeleri, Kraliçe Victoria'nın saltanatından itibaren gerçekleşen bir olaydır. 100 yaşını geçen herkese kart gönderilmesi ise 1917 yılından (Kral George'tan) itibaren süregelen bir gelenektir. Kraliçe, Birleşik Krallık'ta ve diğer 15 ülkede, 100 ve 105 yaşını geçen herkese tebrik kartı gönderir. 105 yaşından sonra ki her yıl için tebrik kartı gönderir. Ayrıca, 60. evlilik yıldönümü kutlayanlara da tebrik kartları gönderilir. 






    
*****

    Bilgi: Birleşik Krallık'ta her 40 kilometrede bir konuşulan İngilizce aksanı değişmektedir.

    Gerçek: Birleşik Krallık'ta, konuşulan İngilizce aksanları, İngiltere'de 39, İskoçya'da 11, Galler'de 7, İrlanda'da 3 ve adalar da 2 farklı şekilde varlık sürdürmektedir. Konuşulan aksanlar ile nüfusu toplayıp, Birleşik Krallık yüzölçümüne orantı aldığımız 100 km'den fazla bir sonuçla karşılaşırız. 

20 Ekim 2016 Perşembe

Kısa Bilgi - Britanya ve İrlanda'da Cadılar


    Cadı denildiğinde genelde süpürgesi ile dolaşan ve kazan karıştıran kötü kalpli kadınlar akla gelir. Peki bu cadı imgesi nereden geliyor?
    Cadıların tarihi çok eskilere dayanıyor. İncil’deki hikâyelerden birinde Kral Saul, Endor Cadısı’na danışır. Klasik dönemde de yarı kadın yarı kuş mitolojik varlıklar ve bebek etiyle beslenen uçan yaratıkları korkutan alaca baykuş görünümlü varlıklar olarak cadılardan söz edilir.


    
    Yunan mitolojisindeki büyücü kadınlar da düşmanını domuza dönüştürebilen bir tür cadı niteliğindedir. Yani daha sonraki yüzyıllarda cadılarla ilişkilendirilecek birçok söylencenin kaynağı antik dünyadır.
    Fakat cadılarla ilgili bugünkü algının oluşması Rönesans dönemine dayanır. Hayalimizdeki cadı imgeleminin oluşmasında ise alman ressam Albrecht Dürer’in payı büyüktür.



    Cadıların iki yüzü

    Dürer’in iki gravürünün, cadıların görünümüne dair ikili şablon üzerinde belirleyici bir etkisi olmuştur. Bir yanda Dört Cadı’daki (1497) gibi erkekleri baştan çıkarabilecek fiziksel özelliklere sahip genç, çekici ve çevik bir cadı, öte yanda ise Keçiye Ters Binmiş Cadı’da (1500’ler) olduğu gibi yaşlı ve ürkütücü biri vardır.

    Dürer'in eserinde ikinci gravürde şeytanı temsilen boynuzlu bir keçiye ters binmiş çıplak bir kocakarı resmedilmiştir. Sarkık memeli bu cadı tiz sesiyle lanet okumakta ve büyü yapmakta, rüzgarda uçuşan saçları sihir gücünü gösterecek şekilde uçtuğu yönün tersine dalgalanmaktadır. Elinde süpürgesi bile vardır. Popüler kültürde yer etmiş cadı imgesinin kaynağı budur işte.
    Sanat tarihçileri açısından ilginç olan soru, Rönesans ressamlarının bu ürkünç görünümü model olarak kullanmasına neyin yol açtığıdır. Bir teoriye göre Dürer ve çağdaşları, İtalyan ressam Andrea Mantegna’nın (1431-1506) yedi ölümcül günahtan biri olan ve mitolojide ‘Envy/Invida’ ismiyle bilinen kıskançlığı resmettiği Deniz Tanrılarının Savaşı gravüründen esinlenmiştir. Envy zayıflamış, memeleri sarkmıştır; bu yüzden de diğer kadınları kıskanmakta, bebekleri yemektedir. Genellikle saçları da yılan şeklinde resmedilir.
    Envy benzeri cadılara bir diğer örnek de İtalyan ressam Lo Stregozzo’nun 1520’lerde yaptığı Cadı Geçiti resmidir. Burada da ağzı açık, saçları dağınık memeleri sarkık bir cadı, bir canavar iskeletine binmiş ve kaynayan bir kazanı karıştırmaktadır. Ayaklarının altında yığılı bebeklerden birinin kafasını tutmaktadır bir eliyle.

    Matbaanın etkisi

    Bu resim büyücülük imgeleminin 'altın çağı'nda yapılmıştır; cadı avının doruğa çıktığı 1550-1630 yılları Avrupası'nda. Londra’daki British Museum’da Cadılar ve Kötü Bedenler adlı serginin küratörlerinden Deanna Petherbridge bu dönemi “Avrupa çapında Reformasyon ve Karşı-Reform hareketleri, Otuz Yıl Savaşları, yoksulluk ve sosyal değişim dönemi” olarak tanımlıyor. “Herkes dünyanın öyle kötüye gittiğini düşünüyordu ki dünyanın sonu gelecek sanıyordu,” diyor.

    Bunun sonucunda şiddetli bir kadın düşmanı cadı imgelemi oluşmuş, matbaanın bulunmasıyla ressamlar ellerindeki materyalleri hızla ve yaygın olarak dağıtma olanağı bulmuştur. Uzmanlar, büyücülüğün matbaa devrimiyle yakından alakalı olduğunu söylüyor.
    18 yüzyılda cadılar artık tehdit olarak görülmüyor, köylüler arasında ortaya çıkmış bir batıl inanç olarak değerlendiriliyordu. Ama bu, Goya gibi büyük bir ressamın onları resmetmesine engel olmadı.
    Goya 1799’da yaptığı Kaprisler adlı 80 gravüründe canavar, cin ve iblislerin yanı sıra cadıları da hiciv aracı olarak kullanır. Petherbridge, Goya’nın cadıları, toplumun kötülüklerine dikkat çekmek için metafor olarak kullandığını ve resimlerinde hırs, savaş, din adamlarının yolsuzluğu gibi sosyal olgulara yer verdiğini söylüyor.

    Kadın düşmanlığı

    Goya cadılara inanmamakla birlikte resimleri bugün hala en güçlü cadılık imgeleri arasında yer almaktadır.

    Büyücülük tarihi boyunca sürekli gündemde kalan şey kadın düşmanlığı olmuştur. Bir kadın küratör olarak Petherbridge bu konuda şunları söylüyor:
    “Başlangıçta bu imgelere bakarken çok rahatsız edici buluyordum; çünkü bir yaşlı düşmanlığı vardı. Ama şimdi o kadar şoke olmuyorum. Bu aşırılıkları, hicivli yanları ve buluşları yüzünden bu eserlerin kalıcı hale geldiğini düşünüyorum… Evet, bu eserlerde kadının şeytanlaştırılması sözkonusu. Ama aynı zamanda toplumsal eleştiriyle de bağlantılılar. Cadılar toplumun kötülüklerini yansıtan günah keçileri oldular.”

20 Eylül 2016 Salı

Kısa Bilgi - Britanyalılar ve İrlandalılar Neden 'Sorry' Kelimesini Sıklıkla Kullanır?






    Britanyalılar ve İrlandalılar hata kendilerinde olsa bile hemen her şey için özür dilemeleriyle ünlüdür.


    

    

    Britanya'da en çok kullanılan kelime büyük ihtimalle ‘sorry’dir. 1000 kişi ile yapılan bir ankette, bir insanın günde ortalama sekiz kere bu kelimeyi kullandığı, katılanların sekizde birinin ise günde 20'den fazla bu kelimeyi kullandığı anlaşıldı.
    Britanyalılar gerçekten de diğer kültürlerden daha mı fazla özür diliyor? Bu ağız alışkanlığının nedeni nedir?
    Diğer ülkelerde ne sıklıkta özür dilendiğine dair verileri elde etmek çok da kolay değil. Kanadalıların ve İngilizlerin Amerikalılardan daha fazla özür dilediğine dair bir inanç var; ancak bunu verilerle doğrulayacak bir araştırma yapmak zor.
    Bunun yöntemlerinden biri, belli bir senaryoda insanlara nasıl davranacakları sorusunu yöneltmek olabilir. Örneğin yakın zamanlarda İngiltere’de 1600 İngiliz ve 1000 Amerikalı ile yapılan resmi bir araştırmada, hapşırma, başkasının yanlışını düzeltme ve başkasının kendilerine çarpması durumlarında 15 İngiliz ‘özrüne’ karşılık 10 Amerikan özrü duyuluyordu.
    Fakat araştırmada birinin sözünü kesme durumunda her iki halkın yüzde 75’inin, bir toplantıya geç kalma halinde İngilizlerin yüzde 84’ü, Amerikalıların ise yüzde 74’ünün özür dilediği görüldü.
    Fakat insanlara gerçek yaşamda yaptıkları ile teorik bir durumda ne yapacaklarını sormak aynı sonucu vermeyebilir. Örneğin resmi ankette İngilizlerin yüzde 36’sı, Amerikalıların ise yüzde 24’ü başkasının sakarlığından ötürü özür dileyeceklerini ifade ediyordu.
    Fakat sosyal antropolog Kate Fox, Watching the English (İngilizleri Gözlemek) adlı kitabında bu konuda yaptığı deneyi anlatıyor. Fox, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde sokakta yürürken kasıtlı olarak insanlara çarpıp tepkilerini anlamaya çalışmış ve kıyaslama amacıyla başka ülkelerdeki arkadaşlarından da aynı şeyi yapmalarını istemiş.
    Fox, çarpan kendileri olmadığı halde İngilizlerin yüzde 80’inin ‘sorry’ dediğini, ama bunun daha çok farkında değilmiş gibi bir ağız alışkanlığıyla söylendiğini, sadece Japonların bu ‘sorry refleksi’nde İngilizlere biraz yaklaştığını belirtiyor.
    Diller arasındaki kültürel farklılıkları inceleyen dil uzmanı Edwin Battistella ise İngiliz ve Kanadalıların ‘sorry’ kelimesini sık kullanmakla birlikte onu her zaman gerçekten özür dilemek amacıyla söylemediklerini, empati amacıyla da kullandıklarını belirtiyor.
    İngiliz toplumunda, başkalarının kişisel alanına girmeden ve dikkatleri üzerine çekmeden saygılı davranma tutumu kabul görür. Dil bilimciler bunu “negatif kibarlık” olarak adlandırır. Amerika ise daha arkadaş canlısı ve bir grubun parçası olma isteği sergileyen pozitif kibarlık toplumudur.
    Bu nedenle İngilizlerin ‘sorry’ kullanımı dışarıdan insanlara uygun gelmeyebilir. İngilizler tanımadıkları birine bir şey sormak ya da yanlarına oturmak için ‘sorry’ ile yaklaşırlar; çünkü farklı davrandıkları zaman onların kişisel alanlarına girmiş olduklarını düşünürler.
    Yersiz kullanılsa bile bu kelimeyle güven verme hali bile söz konusu olabilir. Harvard İşletme Okulu’ndan Alison Wood Brooks’un yaptığı bir deneyde, ABD’de bir aktöre tren istasyonundaki 65 kişiye yaklaşarak telefonlarını ödünç istemesi talimatı verildi.
    Aktör, bunların yarısına “Sorry about the rain” (Yağmur nedeniyle üzgünüm) gibi bir cümleyle yaklaştığında yabancıların yüzde 47’si telefon isteğini geri çevirmezken, doğrudan istediğinde sadece yüzde 9’u telefonunu vermişti.
    Yağmur nedeniyle özür dilemenin, karşıdakinin perspektifinden duruma empatiyle bakma halini gösterdiği için işe yaradığı sonucuna varıldı.
    Sadece İngilizlerin değil, kadınların da sık özür diledikleri belirtiliyor. Ancak yapılan deneylerde bunun, erkeklerin daha az durumda özür dilenmesi gerektiğine inanmalarından kaynaklandığı gösteriyor.
    Peki, kaç kez özür dilemek daha etkili? Uzmanlar, küçük şeyler için bir kez yetse de, daha büyük hatalar için iki kez özür kelimesini tekrarlamanın, pişmanlığı ifade etme ve güveni tesis edip hoşlanma duygusunu artırma bakımından etkili olduğunu belirtiliyor.
    Fox, İngilizler açısından ise bunu iki katına çıkarmak gerektiği kanısında. “Bir tek ‘sorry’ özür sayılmaz; onu tekrar etmek ve birçok başka sıfatla süslemek gerekir.”


 Kaynak: